İstanbul Dünya Ticaret Merkezi A2 Blok Kat:3 No: 160 Yeşilköy İstanbul
Bize Ulaşın

“Bir işletmeyi dede kurar, baba büyütür, oğul tutar, torun sanat tarihi okur.” Alfred Marshall

Kurumsallaşma sürecinde yaşanan en önemli sorunlardan birisi, “varis”  tespitine ilişkindir. Varis, miras planlaması ve emeklilik planı aile şirketlerinde hemen hiç yoktur. Bu sorunun varlığı zaman zaman aile üyelerinin birbirlerine karşı olan tavırlarının sertleşmesine ve hatta suç niteliği taşıyabilecek hareketlerde bulunulabilmesine yol açmaktadır. 

1)  Varis hiçbir zaman direkt olarak çalışma hayatına kendi şirketinde başlamamalı. Dışarıda bir çalışma süresi geçirdikten ve bu süre içinde kendi şirketinde çalışmaya hak kazanacağını ifade edecek terfi ve ilerleme aldıktan sonra kendi şirketine gelmesi işin idealidir. İyi bir eğitim almış olmak şirkette işe başlamak için yeterli değil. Farklı deneyim ve tecrübelere ihtiyaç var.

2)   Varisin göreve getirilmesi konusunda son karar çocuğun olmalıdır. Her türlü bilgi verildikten sonra, nihai karar varise bırakılmalı. Çocuklar ani bir kararla işe girmeye zorlanıyor. Bu bir hatadır. Çocuk şirkette çalışmak istemiyorsa ya da kendi kariyerini iş dışında başka bir alanda sürdürmek istiyorsa ve ısrar sonucunda şirkete geldiyse, bu sonun başlangıcıdır. Hiçbir insan istemediği bir işte başarılı olamaz.

3)  Varis seçimi, zor bir süreçtir bunu bilerek yola çıkmalıyız. İşini tırnaklarıyla kuran kurucu ya da kurucuların belirli bir noktaya getirdikleri işi, yapıyı, parayı, binaları, mülkleri, pazarları, markaları… her ne kadar çocukları ya da akrabaları da olsa bir başkasına bırakma zorlukları vardır. 

4)  Mülkiyet devri ve varis seçimi ile ilgili önemli bir nokta da devir edecek kişi buna hazır ve razı olsa bile genellikle devir alacak kişinin hazır ve razı olmasında da ciddi sıkıntılar olabilmektedir. Çünkü, bu devri üstlenecek birden çok kişi yani varis adayı vardır. Mal mülkiyeti birden çok kişiye paylaşılabilir ama tepe yönetim ve nihai karar statüsü tektir ve tek olmalıdır. Yani liderlik işi birden çok kişiye paylaştırılamaz. Şu halde ailenin bir lider adayı belirlemesi gerekiyor.

5) Lider adayı nasıl belirlenecektir? İş, bu adaya ne zaman ve nasıl verilecektir? Bu çok önemli iki sorunun net, standart bir cevabı yoktur. Olması da doğru olmaz. Çünkü, her aile şirketi farklı bir aileyi, kültürü, değerler sistemini içerir. İşte bu doğal farklılıklar analiz edilerek aileyi, şirketi, kurucuyu en iyi biçimde temsil edeceğine inanılan kişinin lider adayı olarak belirlenmesi, bu yönde yetiştirilmesi ve hazır olduğunda bu göreve getirilmesi gereklidir.

6) Aile şirketleri bu hassas planları yapma konusunda danışmanlık hizmeti almalıdırlar. Bu cümlenin amacı, danışmanlık süreci ve danışmanlara bir pay çıkarmak değildir. Gerçekten de aile şirketi sahipleri bir çok kararı verirken zorlanmayabilirler. Ama söz konusu olan kendi çocukları ve akrabalık ilişkileri olunca iş zorlaşır. Çünkü şirketteki yönetim kurulu başkanlığı, yönetim kurulu üyeliği gibi rollerin yanında baba, anne, amca, ağabey, gelin, damat gibi roller zaman zaman öne geçebilmektedir. Dolayısıyla nihai kararın ailede ve mevcut liderde olması şartıyla objektifliğin arttırılması, sürecin adaletle işlemesi ve en doğru kararın verilmesi bakımından ehil birilerine danışılması yararlı olacaktır.

7) Önemli bir nokta olarak devir sürecinin erken ya da geç olmaması gereğini vurgulamalıyız. Zamanından önce yani kurucu lider aktif iken, enerjisi doruktayken gündemini tamamen devire ve yeni lidere ayırması yanlış olur. Aynı şekilde etrafında genç aile üyeleri atıl olarak dolaşırken, belirli bir yaşa geldiği halde üretimin, pazarın en ince ayrıntısının içinde boğulan, işlere yetişemeyen, bir türlü kendisine, ailesine, çocuklarına zaman bulamayan lider de devir için gecikmiş olabilir.