İstanbul Dünya Ticaret Merkezi A2 Blok Kat:3 No: 160 Yeşilköy İstanbul
Bize Ulaşın

Her aile şirketine anayasa hazırlanması ilk başta çok gerekli gibi görülmeyebilir. Ancak aile şirketlerinde yaşanan sorunlar birbirlerine çok benzerler. Çünkü aile dinamik bir yapıdır. Çocuklar kurucuyken kuzenler eklenir. Damatlar veya diğer akrabalar derken aile oldukça büyür. Ayrıca yeni kişiler yönetime katılır ve kuşak arası farklılaşmalar ortaya çıkar. 

Kısacası durumlar hep benzerdir. Dünyada oldukça üne sahip şirketler anayasa uygulaması kullanırlar. Yani öncelikli olarak bir aile anayasası hazırlanmalıdır. Daha resmi bir form olması aile şirketlerindeki benzer sorunlara çare olurlar. Durmadan büyüyen aile yapısında her şey çok daha net ve anlaşılır biçimde olur. Bu sayede aile şirketleri kaderlerine terk edilmemiş olurlar.

Herkesin tanıdığı Sabancı Grup, Sabancı ailesi olarak bilinen oldukça kalabalık bir yapıdan oluşmuştur. Sakıp Sabancı grup başkanıdır ve kendisi aile üyelerinin yer aldığı Sabancı Ailesi Soyağacı hazırlamıştır. 

Kitap incelemesi yapıldığında üyelerin neredeyse bir köy oluşturacak kadar çok sayıda olduğu dikkatlerden kaçmamıştır. Bu oldukça önemli bir ayrıntıdır. Çok fazla sayıda katılımcı demek iletişimde çok dikkat edilmesi demektir. Aksi halde herkesin tanıdığı, bildiği ve imrendiği bir Sabancı Grup ortaya çıkamaz, devamlılığını sürdüremezdi. 

Aile şirketleriyle ilgili yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konan istatistikler durumun vahimliğini ortaya koymaktadırlar. Öyle ki ülkemizde üçüncü kuşağa geçmiş yani bu kuşağa kadar gelebilmiş aile şirketinin oranı yüzde altıyı geçmemiştir. Veriler oldukça üzücüdür. Buradaki en temel sorun aile içindeki iletişimin eksik, hatalı ya da yanlış olmasıdır. 

Kurucu olan kuşakla sonradan aileye eklenen kuşaklar hayata çok farklı açılardan bakabilirler. Önemli olan şirketin devamlılığıdır. Ancak kuşaklar arası farklılıklar ve iletişimsizlik devamlılığı tehlikeye sokan unsurlardır. Bu durumu önlemek için tüm dünyada yaygınlaşan Aile Konseyi formları öne çıkmıştır. 

Aile Şirketlerinde Benzer Sorunlar Yaşanır 

Aile şirketlerinde benzer sorunlar mevcuttur. Temelde iletişim kaynaklı bu sorunlar arasında en çok göze çarpan detay ise kuşaklar arası farklılaşmadır. Aile şirketlerinde çocuk katılımcılar çok fazla ciddiye alınmazlar. Halbuki gençler oldukça yaratıcı dinamikler ortaya koyabilirler. Ancak taleplerini ilk kuşağa aktarmakta zorluk yaşarlar. 

Bu kimi zaman kurucu başkandan kaynaklanır kimi zaman ise genç kuşak anlaşılamadığını düşündüğü için çabalamaktan vazgeçer. Bunun sonucunda anlaşmazlıklar, mutsuzluk ve sürdürülmesi zor bir aile şirketi ortaya çıkar. 

Bunun yanı sıra ilk kuşak genelde sıkıntılı yollardan geçmiştir ve çocukları böyle zorluklar çeksin istememektedir. Çok mücadeleci bir hayat süren kişilerde bu durum çok daha belirgindir. Bu da ortaya korumacı bir tutum çıkarır. Ben çektim aman evlatlarım çekmesin mantığı temele yerleşir. Şirket devamlılığı için bu kadar korumacı bir tutum da doğru değildir.

Aslında kuşaklar arsındaki renkler farklılaşmıştır. Herkes kendi tarafından baktığında kendini haklı görmekle beraber ortak bir tutum takınmak kimi zaman zor olabilir. Bu nedenle daha resmi formlar standartların yakalanmasına yardımcı olurlar. 

Standartlar sayesinde ortak kararlarda birleşme sağlanabilir. Haksızlık düşünceleri ortadan kalkar ve tutumlar kestirilebilir yapıda olur. Daha belirli bir formda ilerleyen şirket herkesin daha rahat hissettiği bir şirkettir. 

Aile Şirketlerinin Dağılması Kader Değil

Aile şirketlerinin ne kadar zor ilerlediği hatta kimi zaman ilerlemeden dağıldığı çoğu kişi tarafından bilinen bir gerçektir. Pek çok aile şirketi ikinci veya üçüncü kuşağa dek gelmeyi başaramamıştır. Bu tabloya bakıldığında sanki aile şirketleri dağılmaya mahkûmmuş gibi bir algı ortaya çıkar. 

Aslında temel sorun aile denilen yapının durmadan büyümesidir. Yeni katılımcılar ve ilk kuşak karşısında taleplerini rahat dile getiremeyen sonraki kuşaklar maalesef iletişimde sorun yaşarlar. Durum böyle olunca aile şirketleri sürdürülebilirliğe sahip olmaktan uzak kalırlar. 

Aile şirketleri yalnızca bizim ülkemizde yaygın değildir. Dünya genelinde de pek çok şirket aile şirketi formundadır. Ancak sorun aile şirketi kurmakta değil bu şirketi sürdürmektedir. Aile şirketlerinde görevler genelde yaşa göre belirlenirler. 

Aslında en temel sorunlardan birisi de budur. Çünkü görevlendirme ve sorumluluk verilmesi yaşa göre yapılmamalıdır. Burada liyakat önemlidir. Görevi üstelen kişi o göreve uygun mu değil mi diye sorgulanmalı, görev başındaki kişiler uygun yeterliliğe sahip olmalıdırlar. 

Aile anayasası, aile şirketlerinde benzer sorunların ortaya çıkmasını engelleyen bir düzenlemedir. Yönetimden organizasyona, iş sürçlerinden ortaklık koşullarına ve yapısına kadar pek çok konuda ilişkileri düzenleyen bir belgedir. Mal yönetimi veya hisse paylaşımı aile şirketlerinde oldukça önemli konulardır. 

Bunun yanı sıra aile arası ilişkiler de şirket devamlılığı için hayati önem taşırlar. Tüm bu kıstaslar aile anayasası sayesinde düzenlenir ve kayıt altındadır. Bu sayede anlaşmazlıklar azalır ve şirket içinde yaşanan sorunlar önlenebilir. 

Aile şirketleri kaderlerine mahkûm edilmezler ve ileri kuşaklara da aktarılabilirler. İkinci kuşağa geçebilen bir aile şirketi çok nadir olarak üçüncü kuşağa ilerleyebilmektedir. Bu oranı artırmak için aile anayasası formu önerilmektedir. 

Dünyada ve ülkemizde oldukça yaygın olan aile şirketleri devamlılıklarını çok daha kolay bir şekilde sağlayabilirler. Sonraki kuşaklara bu mirası aktarmak aslında sanıldığı kadar zor değildir. Daha uzman destekli bir yaklaşımla her aile şirketinde benzer şekilde ortaya çıkan sorunlar aşılabilir. Aile anayasası netlik, açıklık ve güven sağlar. 

Aile bireyleri genel anlamda birbirlerine karşı güven duysalar da iletişimsizlik sorunu ortaya çıktığında tüm değerler temelden sarsılabilir. Bunun önüne geçmek hem şirkette hem de özel yaşantılarda daha istikrarlı bir ilişki kurmak için formel formlardan yararlanmak gereklidir.

Aile anayasası aranılan formel düzeni başarılı bir şekilde sağlar. Aile şirketleri kaderlerine terk edilmezler ve ileri kuşaklara rahatlıkla geçebilirler. Unutulmamalıdır ki her aile şirketinde sorunlar benzer olsa da aile şirketinin dağılacağı algısı her şirket için benzer değildir. Alınacak önlemlerle bu düzen tersine çevrilebilir.